Aşk. sabırdır. Saygıdır. Keşiftir. Anlaşmaktır. İnceliktir. Korumaktır. Sorumluluktur. Mizahtır. Teslimiyettir. Gerçektir. Neşedir. Mutluluktur. Sıcaklıktır. Tazeliktir. Sarılmaktır. Şanstır. Saftır. Öze götürendir.










ÇOK ÖZLEDİM SENİ,GÜLÜMSEMENİ BANA ÖĞÜT VERMENİ...
ÇOK EFKARLIYIM BUGUN AÇMASIN GÜLLER,ANNEM ORADA YATIYOR,BABAM...
TOPRAKTAN YATAGI,MERMERDEN YORGANI...ÇOK ÖZLEDİM SİZİ...
EKMEK KADAR SU KARA MI SADECE SİZE OLAN ÖZLEMİM?YOOKK DAHA FAZLA,100 YASIMADA GELSEM GENE SİZ GENE SİZ.
ANNE OLDUGUMU UNUTUYORUM BAZI BAZI,MALUM HALA KÜÇÜK BEBEGINIZIM YAA
İŞTEE O ZAMAN BENDE AYNI ANNE BABALIGI BENDE TORUNLARINIZA VERIYORUM,GÖZÜNÜZDEN SAKINDIGINIZ 2 OĞLUMA...

Küçüktüm henüz 9 yaşımdaydım,kız kardesım benden 3 yaş küçük,hep tv de görürdüm zaten o zamanlar sadece trt 1 vardı:) kızakla kayarladı çocuklar ya atları vardı yada egitilmiş köpekleri.
koca yaz boyunca uğrastım azda babamın yardımıyla süslü bir kızak yaptık ve beklemeye başladım kış gelsinde kızagımla kayacagım özgürce.
sulu boya ıle boyadım malum o zamanlar imkanlar dahilinde o vardı elimde ve Elazığ'a gelinceye kadar türlü türlü boyalar kiş çoktan gelmiş olurdu...
Evet uzatmayacağım kış geldı kar öyle güzeld ki diz boyu yagdı cömertce ve benım kızagım zaten hazırdı gittim köpek aramaya sokak sokak geldıgımde burnum kırmızı olmus,üşümekten titriyordum annem kızdı azcık sonrada üzülme dedı şöyle bır gulumsedı:)kuzıneye attı kavurmalı papatesi sonrada demledı çayı oturduk sofraya benım aklım fıkrım kızagımı çekecek köpegi nerede bulacagımdı.
yemek yedık babama anlattı annem babam da benı aldı kucagına sarıldı bıyıklarıyla gıdıkladı benı ben kızımı cekerım dedı:)
O andı evet aklıma harıka bır fıkır gelmıstı..kötü kötü kız kardesıme baktım örümcegin aglarını örer gibi planı kafam da ördüm,
Köpegim hazırdı :)))
Sabah olmasını iple çektim,kahvaltı yaptık hemen kız kardesımı aldım kızakla dogru sokaga:)
onu köpecik yaptım o benı cektı ,bende onu akşama kadar bızım sokakta kaydık durduk
Kah güldük,kah kavga ettık ama hep mutlu olduk.
Bazı bazı hala konuşur güleriz,çok mutluydum ben küçükken çok.
BAZEN DİYORUM KI,HİÇ BÜYÜMESEYDİM,HEP ÇOCUK KALSAYDIM,BİZ BÜYÜDÜK KİRLENDİ DÜNYA...ÖYLE ÇOCUK YETİŞTİRELİM Kİ,GELECEGİN ATATÜRK'Ü OLSUN GELECEGIN TEMSILCISI OLSUN...BEN ÇOK MUTLU OLDUM ÇOCUKKEN ,KÖTÜ HATIRALARI BERTARAF ETTIM,SİLDİM HERŞEYİ KAFAM DA İKİ OĞLUMLA YAŞIYORUZ VE KONUŞUYORUZ GELECEGE DAİR MUTLULUĞA DAİR HEP:)))


NOT: BÜYÜK OĞLUM BANA AYŞE KADIN FASULYE DİYOR HEP:)))

BİR ARKADAŞIM BENİ SİLMİŞ...
BİR ARKADAŞ KAYBETTİGİM İÇİN ÜZÜLDÜM...
KALAN SAĞLAR BENİMDİR
SAGLIK OLSUN
SEVGİLERİMLE


BEN ÇOK GÜLDÜM BU RESİMLERE:)))
ÇOK MU AYIP RESİMLER ACEP ONA KARAR VEREMEDİM GAYRİ KARAR SİZLERİN :)))
Simyacının meşhur yazarı
Paulo Coelho'dan nefis bir hikaye …
Leonardo da Vinci;
'Son Aksam Yemeği'
isimli resmini yapmayı düşündüğünde
büyük bir güçlükle karşılaştı...
İyi'yi İsa'nın bedeninde,
Kötü'yü de İsa'nın
arkadaşı olan ve son akşam yemeğinde
ona ihanet etmeye karar veren
Yahuda'nın bedeninde
tasvir etmek zorundaydı...
Resmi yarım bırakarak bu iki kişiye model olarak
kullanabileceğ i birilerini aramaya başladı.
Bir gün bir koronun verdiği konser sırasında,
korodakilerden birinin İsa tasvirine çok
uyduğunu fark etti.
Onu poz vermesi için atölyesine davet etti,
sayısız taslak ve eskiz çizdi.
Aradan 3 yıl geçti. 'Son Akşam Yemeği' neredeyse
tamamlanmıştı,
ancak Leonardo da Vinci henüz Yahuda için
kullanacağı modeli bulamamıştı....
Leonardo'nun çalıştığı kilisenin kardinali,
resmi bir an önce bitirmesi için ressamı
sıkıştırmaya başladı.
Günlerce aradıktan sonra Leonardo;
vaktinden önce yaşlanmış genç bir adam buldu.
Paçavralar içindeki bu adam sarhoşluktan kendinden
geçmiş bir durumda kaldırım kenarına yığılmıştı.
Leonardo; yardımcılarına adamı güçlükle de olsa kiliseye
taşımalarını söyledi.
Cünkü artık taslak çizecek zamanı kalmamıştı.
Kiliseye varınca yardımcılar adamı ayağa diktiler.
Zavallı,başına gelenleri anlamamıştı.
Leonardo adamın yüzünde görülen
inançsızlığı,
günahı,
bencilliği
resme geçiriyordu.. .
Leonardo işini bitirdiğinde,
o zamana kadar sarhoşluğun etkisinden kurtulmuş olan
berduş;
gözlerini açtı ve
bu harika duvar resmini gördü.
Şaşkınlık ve hüzün dolu bir sesle
şöyle dedi:
'Ben bu resmi daha önce gördüm...'
'Ne zaman?'
diye sordu Leonardo da Vinci,
o da şaşırmıştı..
'Üç yıl önce' dedi adam..
'Elimde avucumda olanı kaybetmeden önce...
O sıralarda bir koroda şarkı söylüyordum.
Pek çok hayalim vardı.
Bir ressam beni İsa'nın yüzü için
modellik yapmak üzere davet etmişti...'
İyi ve Kötü'nün yüzü aynıdır...
Her şey insanın yoluna
ne zaman çıktıklarına bağlıdır...





Paulo Coelho
İleri derecede hasta iki adam ayni hastane odasındaydılar.

Adamlardan birinin her öğleden sonra 1 saatliğine oturmasına izin veriliyordu, cigerlerinde ki suyun süzülmesi için.
Bu hastanın yatağı odadaki tek pencerenin tam yanındaydı.
Diğer hasta ise hep sırtüstü yatmak zorundaydı.
Bu iki hasta, saatlerce birbiriyle konuşur, eşlerini, ailelerini, evlerini,işlerini, askerlik anılarını, tatilde gittikleri yerleri anlatırlardı birbirlerine ...
Pencerenin yanındaki hasta, her öğleden sonra oturmasına izin verdikleri saati , diğer hastaya pencereden görebildiklerini anlatarak geçiriyordu.
Diğer hasta hep bir sonraki günü iple çekmeye başladı, dışarıdaki renkli ve hareketli dünyayı dinlemek için. Pencere,içinde çok güzel bir göl olan parka bakıyordu. Ördekler ve kuğular gölde yüzerken çocuklar bot'larini suda yüzdürüyorlardı.
Genç aşıklar,gökkuşağının tüm renklerindeki çiçeklerin arasında kol kola dolaşıyorlardı.
Ulu ağaçlar etrafı süslüyor,uzaktan şehrin silueti görünebiliyordu.
Pencere kenarındaki adam bunları muhteşem bir detayla anlatırken, odanın Diğer ucunda yatan adam gözlerini kapar ve bu muhteşem manzarayı hayalinde canlandırırdı.
Sıcak bir öğleden sonra, pencerenin yanındaki adam geçmekte olan bir senlik alayını tarif etti.
Diğer adam bando seslerini duyamasa bile hayalinde canlandırabiliyordu, pencere kenarındaki adamın tasviriyle... Günler ve haftalar gecti. Bir sabah banyo yaptırmak için su getiren gündüzcü hemşire pencere kenarında yatan hastanin cansız bedeniyse karşılaştı: uykusunda, huzur içinde ölmüştü.
Hüzünlendi, hastane görevlilerini cesedi dışarıya taşımaları için çağırdı.
Uygun zaman geçtiğine kanaat getirir getirmez, Diğer hasta pencerenin kenarındaki yatağa taşınmasının mümkün olup olamayacağını sordu. hemşire memnuniyetle isteğini yerine getirdi, hastanin rahat olduğundan emin olduktan sonra onu yalnız bıraktı.
Yavaşça, duyduğu acıya aldırmadan, bir dirseğine yaslanarak dışarıdaki dünyaya bakmak üzere yatağından doğruldu adam.
Sonunda, dışarıyı kendi gözleriyle görme zevkini yasayabilecekti.
Pencereden dışarı bakabilmek için yavaşça dönmeye zorladı kendisini.
Pencere, boş bir duvara bakıyordu. Adam hemşireye, vefat eden oda arkadaşının pencerenin dışında görünen harika şeylerden bahsetmesine sebep olan şeyin ne olabileceğini sordu.
Hemşirenin cevabı, ölen adamın kör olduğu ve pencerenin önündeki duvarı görmediğiydi. "Sanırım seni cesaretlendirmek istedi" dedi.
Diğer insanları mutlu etmek çok büyük mutluluk getirir, kendi durumunuz ne olursa olsun.
Paylaşılan dertler yarısı kadar üzüntü verir, paylaşılan mutluluklar ise iki katı artar.
Kendinizi zengin hissetmek istiyorsanız, sahip olduğunuz ve paranın satın alamayacağı her şeyi paylaşın.
Bugün bize bir hediyedir.
Bu yazının kaynağı bilinmiyor, fakat okuyan herkese mutluluk getirecektir.